IVF Genetik Testleri Nedir? 

Bir sorunuz mu var?

Uzmanlarımız aklınızdaki soruları yanıtlamaktan mutluluk duyar.

Doğal yollardan oluşturulan tüm embriyoların %70’e kadar varan bir kısmı düşük kalitededir. Pek çok embriyo da bu anomaliler veya belirli genetik rahatsızlıklar nedeniyle, (IVF geçirdikten sonra) başarılı bir şekilde rahme tutunamaz.  Dolayısıyla bu embriyolar gebeliğin ilk aylarını sağlıklı olarak tamamlayamaz ve gebelik sona erer. Yazımızda sizler için IVF genetik testleri hakkında merak edilenleri yanıtladık.

Preimplantasyon genetik testleri (embriyo biyopsisi) doğrudan bu istatistikleri hedef alır ve üreme tıbbi tarihindeki en önemli buluşlardan biridir.

Genetik Testler Neye Yarar?

IVF siklusu sırasında gerçekleştirilen preimplantasyon genetik testleri sayesinde, hekimlerimiz ve laboratuvar ekibimiz bir embriyodaki genetik kusurları veya kromozom kusurlarını tespit eder. 

Bu test sonucunda yüksek kaliteli ve kromozom açısından normal embriyolar seçilir. Seçilen embriyolar rahme tutunma ve sonrasında sağlıklı bir bebeğe gelişme açısından en iyi şansa sahiptir.

Kliniğimizde embriyo değerlendirmesine yönelik iki farklı tip genetik test sunulur: preimplantasyon genetik tarama (PGT-A) ve preimplantasyon genetik tanı (PGT-M) testleri. 

Bu testlerin önceki adları ise preimplantasyon genetik tanı (PGD) ve preimplantasyon genetik tarama (PGS) testidir.

  • PGT-A sayesinde, tekrarlı gebelik kayıplarının veya başarısız doğurganlık sikluslarının nedenini tanımlıyoruz. İmplantasyon öncesinde en iyi embriyoları seçiyoruz. Böylelikle IVF başarı oranınızı yükseltiyoruz. 
  • PGT-M sayesinde, sizin ve eşinizin belirli bir genetik hastalığa sahip bir bebek sahibi olma riski taşıyıp taşımadığınızı belirliyoruz. çocuklarınıza aktarma olasılığını ortadan kaldırıyoruz. 
  • Aynı embriyo biyopsisinde hem PGT-A ve hem de PGT-M testlerinin uygulanabiliyor. Bu sayede sağlıklı canlı doğum oranları artıyor. 

PGT-A(PGS) Testi Nedir? 

Kromozom ‘yapısı’ başarılı bir gebelikte önemli faktörlerden biridir.

Kadınlar yaşlandıkça embriyolarının yüksek bir kısmı genetik olarak anormalleşir.

Bu yüksek orandaki genetik olarak anormal embriyolar (anöploidi), ileri yaştaki kadınlarda başarısız IVF sikluslarına ve tekrarlı düşüklere dair olasılığı artıran bir etkendir.

Anöploidi yaşı büyük kadınlarda daha sık görülür, ancak tüm gebelikler kromozom anomalisi açısından risk taşır.

Anöploidilere yönelik preimplantasyon genetik testleri (PGT-A) yoluyla önemli kromozom anomalisi içermeyen embriyolar transfer edilir. Bu şekilde, gebelik başarısı ve sağlıklı bebek doğumları artar. PGT-A’nın eski adı PGS’dir (preimplantasyon genetik tarama).

genetik-testleri

PGT-A Nedir?

Bu testte, embriyolardan, IVF sırasında transfer edilmeden önce, bir veya daha fazla hücre alınarak laboratuvarımızda genetik olarak analiz edilir. Alınan hücrelerin kromozom sayısının anormal çıkması, o embriyonun rahme doğru şekilde tutunma olasılığının düşük olduğunu gösterir.

PGT-A, normal kromozomlu embriyoları tespit etmesine yardımcı olan bir laboratuvar testidir.  Sıklıkla doğurganlık sikluslarının başarısız olmasına ve düşüklerin yaşanmasına yol açan kromozom anomalilerini ortaya çıkarır.

PGT-A, embriyo transferi için en uygun embriyoları tarayarak seçmemize olanak sağlar. Sonucunda ise doğurganlık başarı oranları daha yüksek, düşük oranları daha azdır. PGT-A başarılı IVF siklusları artar. 

Kimler PGT-A Genetik Testi Yaptırmalı?

  • Yaş ilişkili kısırlığı olan kadınlar
  • Başarısız sikluslar geçirmiş kadınlar
  • Açıklanamayan IVF başarısızlığı yaşayan kadınlar
  • Birden çok düşük yaşamış kadınlar
  • Erkek faktörlü infertilite

PGT-A’nın Faydaları Nelerdir?

  • Doğurganlık başarı oranlarını artırır,
  • Düşük oranlarını azaltır,
  • Başarısız IVF siklusu riskini düşürür,
  • Kromozom açısından normal embriyoların tespitini kolaylaştırır,
  • Başarılı embriyo implantasyonu şansını artırır,
  • Birden çok IVF siklusu ihtiyacını azaltır,
  • Önemli kromozom anomalilerini %98 doğruluk ile tespit eder.

PGT-A / PGS Genetik Testi Hakkında Bilmeniz Gerekenler:

  • Düşüklerin yaklaşık %50’si kromozom anomalileri nedeniyle gerçekleşir.
  • Düşük durumunda, embriyoların %68’i kromozom açısından anormaldir. Kromozom açısından normal olan embriyolarda canlı doğum olasılığı daha fazladır.
  • Bazı kromozom anomalileri embriyonun rahme tutunması becerisini bozar.
  • Kromozom açısından normal olan embriyoların başarılı implantasyon şansı daha yüksektir.
  • Erkek faktörlü infertilite (anormal sperm sayısı ve niteliği dahil) embriyoda kromozom anomalileri riskini artırır.
  • PGT-A, Down Sendromunun tespitinde kullanılabilir.
  • Tedavi planınıza PGT-A’yı ilave etmeye karar verirseniz, oluşacak ekstra maliyet açısından doktorunuza danışabilirsiniz. 
genetik-testleri-nedir

PGT-A ve İleri Yaş

Kadın yaşı ilerledikçe kromozom anomalisi ve genetik anomali riski artar. Bu da gebelik olasılığını azaltır ve düşük riskini artırır. Gebelik oluşturan anormal embriyolar düşükle veya kromozom bozukluğuna sahip bebek ile sonuçlanabilir. 

40 yaşına yakın veya 40 yaş üzerindeyseniz, birden fazla düşük yapmışsanız veya birkaç başarısız IVF siklusu geçirmişseniz, embriyolarınızın implantasyon öncesinde sağlıklı olup olmadığının belirlenmesinde PGT-A yaptırmanızı öneriyoruz. 

PGT-A Düşükleri Azaltır Mı?

Evet. PGT-A’nın dahil olmadığı IVF sikluslarında, embriyolar temel olarak görsel nitelik üzerinden seçilir. Bu şekilde kromozom açısından normal ve anormal embriyolar ayırt edilemez. 

PGT-A’nın dahil edildiği IVF sikluslarında ise normal kromozomlu ve sağlıklı bir bebekle sonuçlanacak embriyoların tespiti mümkündür.

PGT-M (PGD) Nedir?

Monojenik/Tek genli kusurlar için preimplantasyon genetik testi belirli bir genetik mutasyonun varlığını tespit eden bir genetik testtir. 

PGT-M bir IVF embriyosu üzerinde transfer öncesi gerçekleştirilir. 

PGT-M tüm hastalarda gerekli olmamakla birlikte, genetik hastalık taşıyıcısı olanlarda çok değerli bir hizmet sunar. 

PGT-M’nin temel faydası, doğacak çocuğa kalıtsal rahatsızlıkları geçirme riskini önemli oranda azaltmasıdır. Bebek doğumu sırasında veya sonrasında hastalığa yol açabilecek genetik anomalilerin tespit ve tanısında yardım eder. 

Etkilenen embriyoların transferini önleyerek hastalarımızın IVF yoluyla sahip olacakları çocuklarında hastalık olmamasını sağlar.

PGT-M’nin veya monojenik/tek genli kusurlar için preimplantasyon genetik testinin eski adı PGD’dir (preimplantasyon genetik tanı).

PGT-M NASIL Çalışır?

PGT-M testi döllenmeden sonra ve IVF sırasında embriyonun rahme transferinden önce gerçekleştirilir. Bu testte embriyodan genetik materyal (az sayıda hücre) alınarak genetik yapısı incelenir.

Oldukça küçük olan bu numuneden, embriyolar belirli bir genetik anomali açısından test edilerek taranabilir. 

PGT-M: ÖNEMLİ BİLGİLER

  • Önemli kromozom anomalilerinin tespitinde %98 doğruluk oranına sahiptir.
  • Belirli bir tek gen hastalığına sahip çocuk sahibi olma riski yüksek çiftlerde gereklidir.
  • Günümüzde en çok bilinen tek gen hastalıklarının çoğu için kullanılabilir.
  • Gebelik başarısını artırır ve sağlıklı bebek doğum olasılığını yükseltir.
  • Tedavi planınıza PGT-M’yi (eski adıyla PGD) ilave etmeye karar verirseniz oluşabilecek ekstra maliyeti doktorunuza danışmalısınız.
genetik-testleri-nasil-yapilir
PGT-M Taraması Ne İçin Yapılır?

Testin amacı, bebek doğumu sırasında veya sonrasında hastalığa yol açabilecek genetik anomalilerin tespit ve tanısına yardımcı olmaktır. 

Genetik faktörlü bir çocuğa gebe kalma olasılığını azaltır. Böylelikle sağlıklı bir bebek taşıma ve doğurma olasılığını artırır.

PGT-M, aşağıdakiler dahil, pek çok genetik bozukluğu tespit eder. 

  • Kistik Fibroz
  • Frajil-X Sendromu
  • Spinal Müsküler Atrofi
  • Huntington hastalığı
  • Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı
  • Becker müsküler distrofisi
  • Beta talasemi (Akdeniz anemisi)
  • Charcot-Marie-Tooth hastalığı 1A
  • Müsküler distrofi
  • Ailesel amiloid polinöropatisi
  • Hemofili A (F8)
  • Hemofili B (F9)
  • Multipl endokrin neoplazi, tip 2a
  • Miyotonik distrofi (Steinert hastalığı)
  • RhD uyumsuzluğu
  • Spinal müsküler atrofi
Genetik Testleri Süreci Nasıl İşler? 
  • Genetik laboratuarında yapılan aCGH veya NGS testi normal kromozomal yapıya sahip embriyoların seçilmesini sağlar. 
  • Bu yöntemler daha az sayıda kromozomun incelenebildiği eski PGS yöntemlerine kıyasla (FISH) , bütün kromozomlar hakkında detaylı bilgi verir.
  • IVF merkezleri aCGH testinden edindikleri genetik bilgiyi genel morfolojik değerlendirmeyle birleştirerek transfer veya dondurma işlemleri için en iyi embriyoyu seçebilir.
  • Genetik olarak normal embriyolar daha yüksek implantasyon başarısı ve daha az düşük oranlarına sahiptir. PGS yöntemiyle bu embriyolar tespit edilerek hamilelik oranları artırır ve düşük oranları azaltır.  
  • PGT/PGS işlemi IVF (InVitro Fertilizasyon) işlemleriyle eş zamanlı yapılır. IVF prosedüründe ovaryan stimülasyonu, yumurtaların toplanması ve döllenmesi, embriyo gelişimi, biyopsi alınması ve embriyonun transferi gibi safhalardan oluşur.
  • Embriyoya biyopsi ana olarak 2 safhada yapılır. Birincisi blastomer biyopsisidir. Yumurtanın spermle döllenmesinden sonra embriyoların klivaj safhasına kadar gelişmesine izin verilir. Fertilizasyondan 3 gün sonra, gelişen embriyodan tek bir hücre (blastomer) genetik değerlendirme yapmak için biyopsi ile alınır.  
  • İkinci yöntem günümüzde daha çok kullanılmakta olan trofektoderm biyopsisi yöntemidir. Bu yöntemde blastokist aşamasına (5.gün) gelen embriyolardan 4-8 hücre birden alınabilir. Bu aşamaya gelen embriyolar 3. gün embriyolarına göre daha iyi kalitede olan embriyolardır. Bu yüzden implantasyon kapasiteleri daha yüksektir. Böylece elde edilen gebelik oranları daha yüksektir. 
  • Alınan hücre ve dolayısıyla DNA miktarı daha fazla olduğu için analiz sonuçları daha iyi yapılabilir. 
  • Biyopsi yapılan embriyolar özel solüsyonlara ve kaplara konularak genetik laboratuarlarına iletilir.
  • Alınan hücrelerden elde edilen DNA tüm genom amplifikasyonu (WGA) yöntemiyle bütün genom çoğaltılır. 
  • aCGH yöntemiyle çoğaltılan bölgelere bağlanan binlerce probdan bu bölgelerin yapısı hakkında bilgi alınır.
  • aCGH yönteminde aileden kan alınması ve hazırlık yapılması gibi işlemlere gerek duyulmaz. 
  • Embriyolarda tüm genom analizi yapıldığı için bu embriyolarda hem tek gen hastalıklarına yönelik mutasyon taraması hemde 24 kromozomun taramasının yapılması mümkündür.
  • Herhangi bir preimplantasyon genetik tanı veya tarama işlemine başlamadan önce adaylar mutlaka bir genetik danışmanından uzmanlık almalıdır. Hastanın teşhisini doğrulama amacıyla gerekli testler yapılmalı ve PGT işleminin bu sorunlarının çözümüne ne derecede fayda olacağı dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. 
Yeni Nesil Dizileme (Next Generation Sequencing-Ngs) Yöntemiyle Preimplantasyon Genetik Tarama Nedir? 
  • aCGH yöntemiyle genoma dağılmış binlerce probe kullanılarak tüm kromozomlar hakkında bilgi edinilebilirz.
  • Bununla birlikte dizileme metotlarındaki gelişmeler sonucu tüm genomun efektif ve uygun maliyetlerle dizilenmesi mümkündür. Yeni nesil dizileme (Next Generation Sequencing; NGS) adını verdiğimiz bu yöntemle amplifikasyon sonrası embriyoların genomu dizilenebilir. Dahası bu veri analiz edilir ve sonucu  kromozom anöploidilerinin belirlenmesiyle PGS işleminde kullanılabilir.
  • NGS yöntemiyle yapılan analizlerin aCGH yöntemine kıyasla avantajları vardır. Daha detaylı ve hassas sonuç verir ve embriyolardaki mozaisizm oranını daha iyi belirleyebilir. 

Tüp bebek ve kadın hastalıkları konusunda daha fazla bilgi edinmek için bloğumuzu ziyaret edebilirsiniz. Bloğumuzu ziyaret etmek için lütfen tıklayın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir